Kendime Hatırlatmalar

İçinden geçip gitmek… Bir yangının… ayaklarının altındaki ısının sen yürürken tabanlarında bıraktığı acı, aynı zamanda denizin içindeki yumuşak ve pütürlü kumlara basarken ki serin masajı gibi… Geceleri düşlerine giren en büyük korkunun yaratmış olduğu aşırı heyecan ile kanter içinde uyanmak, ve aynı zamanda kirpikleri uzun uzun simsiyah gözlere aşık olmak… Hüznünde boğulduğun, sana geçmişte kalan…

Meditasyon Günlükleri- Zihnimde Oturacak Yer Bulan Adam

Geçen haftanın meditasyon günlükleri dersinde uzunca süredir kafamı kurcalayan bir cümlenin cevabını buldum gibi oldum. Okuduğum bir kitapta, şu an hangisi olduğuna emin olamadığımdan isim veremiyorum, “Zen meditasyonu zihni kendi evine getirmektir” gibi bir cümle yazıyordu. Üzerine bolca düşünmüştüm ne demek olduğuyla ilgili. Sonunda bir minik fikrim oldu bu haftaki meditasyonda yaşadığım garip imgelem sayesinde….

Bilinmez Numara

*aşağıdaki hikaye blogun tek kurgu öyküsüdür! 1- Gözlerini açtı. Gökyüzü her zamanki maviliğindeydi. Alelade bir bulut oradan geçmek üzere olmasa dünya dönmüyor sanırdınız. Bakışlarını bulutun hareketine odakladı. Milim milim ilerleyişi kendi durduğu noktadan çok daha büyük bir şeyin içinde bulunduğunu anımsattı yeniden. Saçlarının altındaki nemli çimenlerden tatlı bir bahar kokusu doluyordu burnuna. O sırada güneşin…

Zerreyim zerresin zerre

NASA’nın açıklaması üzerine Arrival’ı izledim. Zerreciklerime ayrılıp evrenle bütünleşmiş kadar oldum. İçine düşmüş olduğumuz zaman bir dönüm noktasıymış gibi geliyor bana. Kendimizi önemsemeliyiz, hislerimizi önemsemeliyiz, ama buradaki tavır kameralar etrafımda dönüyor tavrı değil, zerre kadar önemsiz ve bir zerrecik kadar önemliyim- önemliyiz tavrı… uyum içinde hareket eden ve yok olan ve varolan herşeyler bütünü.. kelimelerin…

Çıkış Yolu

Bugün biraz daha makul bir insan olarak uyandım güne. Son yazımın üstüne çok şey oldu. Sadece bir hafta içinde çok şey. Bir türlü yazmak gelmedi içimden, yaşamak yani.. “Sokaktaki neşeydik biz, rüzgar çığlık atıyor duyalım ve salalım dünyaya duyduklarımızı” demiştim. Üzerine ateşe düştük işte yine. Kar yağarken şöminede yanan ateş, doğumgününde çocukların mumlarında parlayan ateş,…

Varolan Kapının Yokluğu

Yeni bir yıl geliyor. Kapıyı kapatıyor muyuz eskinin üzerine, kapıyı açıyor muyuz yeniye? İçeride miyiz dışarı da mı? Aslında belirleyici olan tek birşey var; kapının varlığı.. Bu yeni yıl, önce görelim içimizdeki kapıları. Hep duvarlar deriz. Duvar aşılmaz, duvar yıkılmaz, duvar beton nihayetinde.. Tüm duvar sandıklarımızı kapıya çevirelim zihnimizde. Misal ahşap kırmızı, tokmağı altın sarısı…

Bir Hayli Absürd Varoluşumcum

Bir süredir kayıp hissediyordum. Büyük çaplı yaşanan olaylar, küçük çaplı yaşanan olaylar, ortalama haller falan derken sanki dev bir umutsuzluk nehrinde sürüklenir bir hale bürünmüştüm. Kimle konuşsam aynı hislerde zaten. Ama bir şekilde yeniden beni kendime getirecek bir yol bulmadan, hayat enerjisini yeniden tadabilecek bir destekle karşılaşmadan devam etmek çok zor. Yoga, meditasyon, müzik, yazı,…