Müziğe Övgü

Tüm müzisyenlere şükürler olsun. Bu hayatta bir gün uyduruk muyduruk ya da şatafatlı bir ödül alırsam, anneme babama oğluma kocama arkadaşlarıma bir de doğduğumdan bu yana kulağıma değmiş, bana her defasında yeniden can vermiş müzikleri üretenlere teşekkür edicem. Yahu işte ediyorum, ne ödülü hahahh…

Her duyguma bir melodi var. Her yalnızlığıma eşlik eden bir neşeli ezgi, kabuslarımdan uyandığımda karanlığa dokunmama izin veren bir melankolik şarkı mevcut…

Tanımam etmem, az kişiye sakladığım gözyaşlarım, bilmem hayatın hangi evresinde nerede nasıl yaşamış bir insanın sesinin eşliğinde akıyor yanaklarımdan. Ya da çok korktuğumda daha küçücükken, annemin kucağında dinlenip, yeniden aynı muzurlukla başlamak gibi yaşamaya, bir şarkının koynundan uyanıp…

Dans. Ah dans. Hadi diyelim o benim ayaklarımın taşıdığı kadarla var, peki müzik olmasa, depresyonun allahındayken nasıl çıkardı bu kız battaniyelerin altından parkelere oradan daha da daha da yukarılara, zıpla zıpla zıpla… tabii burada o müziği duyan kulaklarıma da bin teşekkür…

Hele ki hele, yoğun ve çatışmalı, beynimin içindeki kaostan kendimi bile duyamadığım günler, hızlı adımlarla geçerken bir ağacın, üç beş binanın, ve ayaklarımın arasından kuyrukları teyet geçe geçe bir köpek çetesinin yanından ötesinden berisinden, farkında bile değilken o an yürüyor olduğumun, döndüğüm noktasında sokağın, bir ses dolar ya aniden boşluğa… Hele ki işte o an, kimsenin farketmeyeceği kadar ufak, zamansal bir parametre olarak belki tarifi olmayacak kadar minnak, yavaşlar ve bırakırım kendimi içine… Dışarıdan görenler yolunda yürümeye devam eden düşünceli insanlardan biri zanneder, oysa içim çoktan kapılmıştır rüyaya…Peşim sıra tüm çocukluk anılarım, benimle bu zamana kadar yaşamış hayvanlarım arkadaşlarım, dans ede ede, el ele, döne dolaşa, bi dakka ya bu bir ayşecik filmi… hahahah …. ok içine biraz da ursuladan karakterler, ne biliim Ged gelmiş gölsesiyle halay başına, yukarıdan uça uça Appa ve son saz bükücüler, bi yanda yere çömelmiş Ethan Hawke ve Julie Delpy felsefik bir aşk demlenmekteler… Her neyse işte, beni mutlu edecekler bütünü o sokakta çalan ezgiyle birlikte sarıp sarmalar beni. Belki gülümserim, belki bir iki parmağımı bacağıma vuraraktan bir ritmle mini mini eşlik ederim. Ama o kadar işte. Hızlanan adımlarla hızla geri dönerim müziğin etkisi azaldıkça…

Böyle olmasa? o an için gereksiz olan bütün gerekliliklerimi bırakıp bi yana, hakikaten dans etmeye başlasam nasıl olur? Bence muhteşem olur, bence harika olur, bence olur yani… Kutsamak lazım bizi mutlu edenleri, hızla geçerken iki lira atmak değil işte paylaşmak, dansını paylaş o ana, mutluluğunu ve sevgini paylaş, zamanını paylaş… Tamam ayşegülcüm yapıcaz bunu..

O zamana kadar haydin ayağa:

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s